KARABAĞLAR ŞUBE BAŞKANLIĞI
SAYI : 2010/24....................................................................................................................................... . 27 AĞUSTOS 2010

KONU : HATIRLATMA
Sayın Genel Başkanım,
Sözlerime başlamadan önce, istemeyerekte olsa kusurumuz olursa, bilin ki bu isteyerek değil, meslek heyecanımdandır , kusurumuzu kabul edin lütfen.
Ben Astsubay Okulunu 14 yaşında girdim, yaşım da 68, aradan 54 yıl geçmiş. O gün bu gündür ülkemizde kaderini değiştiremeyen tek sınıf Astsubaylar sınıfıdır. Bu sınıf yıllardır çok dertli, bu sınıf çok acılı, bu sınıf çok bekledi. Bekleye bekleye umutlarının gerçekleşmesine çoğunun ömrü bile yetmedi. Nedense bu güne kadar bu sınıfın gönlünü gönendirecek birileri çıkmadı. Bunca haksızlığı ne gören ne duyan oldu. Bizlerde beceremedik bu işi. Değiştiremedik kaderimizi, aktaramadık, anlatamadık demek ki kimseye. Bir eksiklik var bu işte, acaba bu yanlış nerede? Birazda kendimizi sorgulamamız, yargılamamız gerekmiyor mu? Başkan olalı kaç şubeyi ziyaret ettiniz?; İzmir’de Karabağlar da 85. şubeyi ben kurdum. Lokalini açtım. 250 üyesi var. Siz hiç elinize çantayı alıp ta sokakları, pazarları, kahvehaneleri ve evleri dolaştınız mı? Halktan kapısına gidip bağış için dilencilik yaptınız mı? Hiç sordunuz mu? Bu işi nasıl yaptın diye.
Lokal açtım sizi bizzat telefonla açılışa davet ettim. Kendiniz mi geldiniz? , temsilci mi gönderdiniz? Veya sizi temsil eden bir çiçek mi gönderdiniz? Sizin böyle sorunlarınız var mı? Çoğu derneğin hangi koşularda hayatlarını sürdüklerini biliyor musunuz? Benim bile başlangıçta ki heyecanım bitiyor. İnsanların heyecanlarını yitirdiği zaman beklentileri biter.
Sayın Genel Başkanım sizin bu davranışınızı örgütçülük ilkeleri ile bağdaştırıyor musunuz? İzmir’de 14 şube var, Türkiye’nin 1/6 sı bu Genel Merkez için büyük avantaj değil mi? Bu avantajı niçin değerlendirmiyorsunuz? Günümüze kadar yaptıklarınızı ve yapamadıklarınızı, yapamadıklarınızı ise niçin yapamadığınızı bilgilendirmeniz gerekmiyor mu?
Yıllardır siz bu sınıfın sorumluluğunu taşıyan Genel Başkanımızsınız bulunduğunuz süre içinde sorumluluklarınızı yapabildiğinizden vicdanen huzurlumusunuz?
İnternet sitelerine baktığınızda arkadaşların gerek bir birlerine, gerekse yöneticilere karşı adap ve uslüpleri çok çirkin ve kırıcı, bu tür davranışlar hiç yakışmıyor ve bu kadarına da hakları yok. Bu yazılar sadece meslektaşlar tarafından değil, herkes tarafından okunuyor. Bu tür davranışlar da yarardan ziyade bizlere zarar verdiği kanısındayım. Zira bir toplumun söz ve davranışları o toplumun seviyesini gösterir. O bakımdan her kişi, her kişiye her istediğini söyleyemez, bazı arkadaşlar haklarını ve hadlerini aşıyorlar. İnanıyorum ki bu davranışların temelinde çaresizlik ve kötü koşullar var. İnsanlara insanca haklar verilmedikçe insanca davranışlar beklenemez. Hiç olmazsa, bu insanların umutlarına ışık tutacak, duygularını doyuracak bir söz, bir davranış gerekmiyor mu?
Birbirimizle uğraşacağımıza asıl temel sorunlarımıza yoğunlaşsak ve bütünleşsek olmuyor mu? Eğer güzel şeyler bekliyorsak, o güzel şeyler hiçbir zaman kendiliğinden gelmeyecek olup ancak göstereceğimiz çaba ve alacağımız risklerle mümkün olacağını bilmemiz gerekir. Şuana kadar yapılanlar laf ola, torba dola, suyu sabuna dokunmadan, böyle gelmiş böyle gider, ne ördek kalksın, ne göl dalgalansın gibi yöntemlerle bir yere varılamaz. Ördek kalkacaksa kalksın, göl de dalgalanacaksa dalgalansın artık
Önce biz kendi aramızda henüz daha aile birliğini kuramadık, dirlikte yok. Önce ailenin reisi herkese karşı eşit ve adil olmalı yoksa farklı davranışlar her zaman toplumda mutsuzluklar yaratmıştır.
Sonuç olarak artık bir yerlerden başlanması, izleyeceğimiz bir yolun, söyleyeceğimiz sözlerinde belirlenmesinin zamanı geldiğine inanıyor, ben de şube Başkanı olarak bu sorumluluğun tarihi vebalinin size ait olacağını hatırlatıyorum. Saygılarımla,.................................................................................ŞUBE BAŞKANI
........................................................................................................................................................CAHİT KORKUTAL